






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Perspectives in Palliative &amp; Home Care, Yıl 2023 Sayı 2(2)</title>
    <link>https://pphcjournal.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=2723</link>
    <description>Perspectives in Palliative &amp; Home Care</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>Böbrek Nakli Hastalarında İmmünsüpresif İlaç Uyumu ve Umutsuzluk Düzeyi</title>
      <link>https://pphcjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70722</link>
      <guid isPermaLink="true">https://pphcjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70722</guid>
      <author>Sevim GülerBerna Bayır    ,Maral Kargın    ,Şengül Dolu Kubilay </author>
      <description>Giriş/Amaç: Böbrek nakli, son dönem böbrek hastalığı olan kişiler için tercih edilen tedavi seçeneğidir. Bu aşamada hastaların bu tedavi yöntemini umutla algılayabilmeleri psikolojik iyilik hallerinde etkili olmakta, bunun da tedaviye bağlılıklarını etkilediği düşünülmektedir. Araştırma, böbrek nakli olan hastaların immünsüpresif ilaç tedavisine uyumlarını ve umutsuzluk düzeylerini belirlemek amacıyla yapılmıştır.&#13;
Gereç ve Yöntem: Araştırma tanımlayıcı tipte kesitsel bir araştırmadır. Böbrek nakli ameliyatı geçirmiş 158 hasta ile yürütülmüştür. Veriler Tanımlayıcı Bilgi Formu, İmmünsüpresif Tedaviye Uyum Ölçeği ve Beck Umutsuzluk Ölçeği kullanılarak toplanmıştır.&#13;
Bulgular: Hastaların %88’ine canlı donörden nakil yapılmıştır. Yüksek eğitimli hastalar 9.69±2.80 ile en düşük umutsuzluk düzeyine, sosyal aktivitesi olanlar 10.32±2.91 ile en düşük umutsuzluk düzeyine ve çekirdek ailede yaşayanlar 11.22±0.80 ile en yüksek ilaç uyumuna sahipti. “Başarı Beklentisi” alt faktörü ile immünsüpresif ilaç uyumu arasında pozitif yönde zayıf bir korelasyon vardı (p&lt;0.05).&#13;
Sonuç: Hastaların demografik değişkenlerinden eğitim düzeyi ve sosyal aktivitelerin umutsuzluk düzeyini, aile yapısının ise ilaç bağlılığını etkilediği bulunmuştur. Umutsuzluk ölçeğinin bir alt faktörü olan Başarı Beklentisi ilaç uyumu ile ilişkili bulunmuştur. Ancak ölçeklerin toplam skorları arasında ilişki bulunmamıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>&lt;b&gt;Benign Prostat Hiperplazili Hastaların Ameliyat Öncesi ve Sonrası Yaşam Kalitesinin Belirlenmesi&lt;/b&gt;</title>
      <link>https://pphcjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71241</link>
      <guid isPermaLink="true">https://pphcjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71241</guid>
      <author>Melek KayaMeral Özkan     </author>
      <description>Giriş/Amaç: Benign prostat hiperplazisi hastaların günlük faaliyetlerini sürdürmelerini engelleyerek yaşam kalitelerini düşürmektedir. Araştırma benign prostat hiperplazili hastaların ameliyat öncesi ve sonrası yaşam kalitesini belirlemek amacıyla yapıldı.&#13;
Gereç ve Yöntem: Tanımlayıcı nitelikte olan araştırma, Türkiye’nin doğusundaki bir ilde üç hastanenin üroloji poliklinik ve kliniklerinde yürütüldü. Araştırmanın evrenini veri toplama tarihleri arasında üroloji kliniklerine benign prostat hiperplazisi nedeniyle ameliyat olmak üzere yatırılan hastalar oluşturdu. Örneklemi; olasılıksız rastlantısal örnekleme yöntemiyle seçilen, araştırmaya alınma kriterlerine uyan, bilgilendirilmiş yazılı izin veren 70 hasta oluşturdu. Araştırmaya başlamadan önce, etik onay ve kurum izinleri alındı. Hastalar ameliyat öncesi ve sonrası olmak üzere iki kez değerlendirmeye alındı. Ameliyat öncesi dönemde üroloji kliniklerinde yatan hastalara, tanıtıcı özelliklerini belirlemek için Hasta Tanıtım Formu, yaşam kalitelerini belirlemek için SF-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği ve Benign Prostat Hiperplazisi Yaşam Kalitesi Ölçeği uygulandı. Ameliyattan 1 ay sonra üroloji polikliniklerine kontrol amaçlı başvuran hastalara tekrar yaşam kalitesi ölçekleri uygulandı. Verilerin istatistiksel değerlendirilmesinde sayı, yüzde oranları, t testi, Mann Whitney U ve Kruskall Wallis testleri kullanıldı.&#13;
Bulgular: Yaş ortalaması 69.12±8.84 olan hastaların ameliyat öncesi ve sonrası SF 36 yaşam kalitesi ölçeği alt boyutlarından aldıkları puanlar karşılaştırıldığında, genel sağlık algısı alt boyutu hariç diğer alt boyutlardan alınan puanların ameliyat sonrasında yükseldiği belirlendi. Benign Prostat Hiperplazisi Yaşam Kalitesi Ölçeği’nden aldıkları puanlar incelendiğinde, ameliyat öncesi 33.97±9.18 olan yaşam kalitesi puanının ameliyat sonrasında 16.25±14.30 olduğu belirlendi.&#13;
Sonuç: Benign prostat hiperplazili hastaların yaşam kalitesinin ameliyat öncesine göre ameliyat sonrası dönemde önemli düzeyde yükseldiği görüldü.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>&lt;b&gt;COVİD-19 Yoğun Bakım Ünitesinde Çalışan Hemşirelerin Yetkinliğinin Belirlenmesi&lt;/b&gt;</title>
      <link>https://pphcjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71195</link>
      <guid isPermaLink="true">https://pphcjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71195</guid>
      <author>Veysel TekinLeyla Zengin Aydın   ,Büşra Arslan   ,Barış Yılmaz   </author>
      <description>Giriş/Amaç: Bu çalışma, COVİD-19 yoğun bakım ünitesinde çalışan hemşirelerin yetkinliğinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır.&#13;
Gereç ve Yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel türde yapılan çalışma Türkiye’nin doğusunda bir ilin eğitim ve araştırma hastanesi COVID-19 yoğun bakım ünitesinde çalışan 147 hemşire ile yürütülmüştür. Veriler, Tanıtıcı Bilgi Formu ve Yoğun ve Kritik Bakım Hemşireliği Yeterlilik Ölçeği kullanılarak toplanmıştır.&#13;
Bulgular: Araştırmada hemşirelerin yoğun ve kritik bakım hemşireliği yeterlilik ölçeği toplam puan ortalaması 460.40±57.73 olduğu, alt boyut puan ortalamaları sırasıyla; bilgi 147.70±20.80, beceri 149.38±22.68, tutum ve değer 163.31±18.27 olduğu belirlenmiştir. Ayrıca hemşirelerin yoğun ve kritik bakım hemşireliği yeterlilik ölçeği toplam puan ortalamasına göre mükemmel yetkinliğe sahip oldukları belirlenmiştir.&#13;
Sonuç: COVID-19 yoğun bakım ünitesinde çalışan hemşirelerin mükemmel yetkinliğe sahip olduğu belirlenmiştir. Hemşirelerde yetkinliğin artması hasta bakım kalitesinin artmasına katkı sağlayabilir. </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>&lt;b&gt;Böbrek Nakil Hastalarında Öz Yönetim ve İmmünsupresif İlaç Uyumunun Belirlenmesi&lt;/b&gt;</title>
      <link>https://pphcjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71186</link>
      <guid isPermaLink="true">https://pphcjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71186</guid>
      <author>Şule KarslıHatice Serap Koçak    , Betül Aktaş    </author>
      <description>Giriş/Amaç: Böbrek nakli son dönem böbrek yetmezliğinde hayat kurtaran prosedürlerdendir.  Nakil sonrası hastanın öz yönetim ve ilaç uyumu önemlidir. Bu çalışma böbrek nakli olan hastaların öz yönetim ve immünsupresif ilaç uyumunun incelenmesi amacıyla yapılmıştır.&#13;
Gereç ve Yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel tipteki araştırmanın örneklemini 2009 yılından 2021 yılları arasında böbrek nakli olmuş 134 hasta oluşturmuştur. Veriler; tanıtıcı özellikler formu, böbrek nakli alıcılarında öz yönetim ölçeği ve organ nakli hastalarında immünsupresif tedaviye uyum ölçeği ile toplandı.&#13;
Bulgular: Böbrek nakil hastalarının öz yönetim ölçeğinin alt boyutlarından normal olmayan durumları erken dönemde fark etme ve bunlarla baş etme puanı 3.06±0.52, günlük yaşamda öz bakım davranışları ve stresle baş etme puanı 3.04±0.45, kendi kendine izleme puanı 2.48±0.88 olarak hesaplanmıştır. Böbrek nakil hastalarında öz yönetim ölçeği toplam puan ortalaması 39.66±5.43, immünsupresif tedaviye uyum ölçeği puan ortalaması 11.43±0.86’dır. Hastaların öz yönetim ölçeği puan ortalaması ile donör türü ve eğitim durumu arasında, immünspresif tedaviye uyum ölçeği puan ortalaması ile de donör türü arasında anlamlı bir fark bulunmuştur (p&lt;0.05).&#13;
Sonuç: Öz yönetim puanının canlıdan nakil olanlarda ve eğitim düzeyi yükseldikçe arttığı, immünsupresif tedavi puanının ise canlıdan nakil olanlarda daha yüksek olduğu belirlendi. İmmünsupresif tedaviye uyumu artırmak ve öz yönetimi sağlayabilmek için periyodik olarak eğitimler yapılmalıdır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>&lt;b&gt;Omurga Cerrahisi Hastalarının Ameliyat Öncesi Dönemde Ağrıya Yönelik Kullandıkları Tamamlayıcı ve Alternatif Yöntemlerin İncelenmesi; Nitel Bir Çalışma&lt;/b&gt;</title>
      <link>https://pphcjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70427</link>
      <guid isPermaLink="true">https://pphcjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70427</guid>
      <author>Hatice OltuluoğluRunida Doğan   ,Mesut Meşe   </author>
      <description>Giriş/Amaç: Omurga patolojileri günlük aktiviteleri kısıtlayan, üretkenliği etkileyen ve ekonomik kayıplara yol açan ağrıya neden olabilmektedir. Hastalar ameliyat öncesi dönemde bu ağrıyı gidermek amacıyla tamamlayıcı ve alternatif tedavi yöntemlerine başvurmaktadır. Bu çalışma, omurga cerrahisi hastaların ameliyat öncesi dönemde ağrıya yönelik kullandıkları tamamlayıcı ve alternatif tedavi yöntemlerini belirlemek amacıyla yapıldı.&#13;
Gereç ve Yöntem: Nitel bir çalışma olan bu araştırma, Ocak-Şubat 2023 tarihleri arasında bir üniversite hastanesi nöroşirurji servisinde yürütüldü. Bu çalışma, ameliyat öncesi ağrıya yönelik tamamlayıcı ve alternatif tedavi yöntemler kullanan, araştırmaya alınma kriterlerine uyan ve araştırmaya katılmaya gönüllü olan 15 hasta ile yapıldı. Araştırmanın verileri yüz yüze derinlemesine görüşme yöntemi ile kişisel bilgi formu ve yarı yapılandırılmış soru formu kullanılarak toplandı. Nicel veriler, sayı, ortalama, standart sapma yüzdelik şeklinde analiz edildi. Nitel veriler ise tematik ve içerik analizi yöntemleri ile değerlendirilerek çalışmanın ana temaları ve alt temaları oluşturuldu.&#13;
Bulgular: Katılımcıların %46.6’sı erkek, %53.3’ü kadın olup yaş ortalaması 52.4±15.24’tür. Katılımcıların %93.3’ünün Lomber Disk Hernisi tanısı aldığı ve ağrı ortalamalarının 7.93±2.18 olduğu belirlendi. Bu çalışmada, üç ana tema ve dört alt tema belirlendi. Ana temaları ağrı ile baş etmek için kullanılan yöntemler, yöntemlerin yararlarına yönelik görüşler ve yöntemleri sağlık çalışanları ile paylaşma oluştururken besinsel uygulamalar, beden temelli uygulamalar, memnun kalma ve faydası olmadığını düşünme ise alt temaları oluşturdu.&#13;
Sonuç: Bu çalışmadaki tüm katılımcılar, ağrıyı gidermek için birçok geleneksel yöntemi uygulamıştır. Hastaların omurga ağrısına yönelik en fazla deriye sürülen besinsel uygulamaları ve manipülatif ve beden temeline dayalı uygulamaları tercih ettikleri belirlendi. Hastaların çoğunluğunun bu yöntemlerden fayda gördüklerine inandıkları ve kullandıkları tamamlayıcı ve alternatif tıp yönteminin profesyonel sağlık çalışanları ile paylaşılmadığı belirlendi.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Terminal Palyatif Bakımda Etik: Bir Hemşirelik Perspektifi</title>
      <link>https://pphcjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70749</link>
      <guid isPermaLink="true">https://pphcjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70749</guid>
      <author>Kemal ElyeliSamineh Esmaeilzadeh    </author>
      <description>Giriş/Amaç: Dünya Sağlık Örgütü palyatif bakımı şu şekilde tanımlamıştır: "Palyatif bakım, ağrının ve fiziksel, psiko-sosyal ve manevi diğer sorunların erken teşhisi ve kusursuz bir şekilde değerlendirilmesi ve tedavisi yoluyla acının önlenmesi ve hafifletilmesi yoluyla yaşamı tehdit eden hastalıkla ilişkili sorunlarla karşı karşıya kalan hastaların ve ailelerinin yaşam kalitesini artıran bir yaklaşımdır." Palyatif bakım, ölümcül hastalık semptomlarını kontrol altına almak, yaşam kalitesini artırmak, hasta ve ailelerine psikososyal destek sağlamak için multidisipliner bir yaklaşım olarak tanımlanabilir. Ölümcül hastalıklar tedavi edilemez, ilerleyici ve yaşamı tehdit eden hastalıklardır. Palyatif bakımın amaçları, hastaların yaşam kalitesini artırmak, semptomları kontrol altına almak, psikososyal destek sağlamak ve aileleri desteklemektir. Palyatif bakım hizmetleri, kanser hastaları, ileri derecede kalp, akciğer ve böbrek hastalıkları gibi ölümcül hastalığı olan hastalara, çocuklara, yetişkinlere ve yaşlılara verilebilmektedir. Bu hizmetler hasta ve ailelerinin ihtiyaçları doğrultusunda sunulmakta ve multidisipliner bir yaklaşımla yürütülmektedir. Bu yaklaşımın önemli bir parçası hemşirelerin katılımıdır. Bu süreçte hemşirelerin etik sorumlulukları oldukça önemlidir. Hemşireler, etik kurallara göre hastanın son günlerinde mümkün olan en iyi yaşam kalitesini sağlamak için gereken tıbbi ve psikolojik bakımı sağlamalıdır. Bu derlemenin amacı terminal dönemdeki hastalarda palyatif bakım konusunu ve bu konudaki etik yaklaşımları güncel literatür ışığında hemşirelik perspektifinden incelemektir.&#13;
Sonuç: Hastalarla en fazla zaman geçiren ve sağlık ekibinde en fazla odaklanılan profesyonel grubu temsil eden hemşirelerin palyatif bakımın ayrılmaz bir parçası olması önemlidir. Bu nedenle, özellikle bakım alan kişinin etik ilkeleri dikkate alınarak bakım verilmesi önemlidir. Ayrıca hemşirelerin hastanın yaşam kalitesini artırmak için etik ve palyatif bakım ilkelerine yaklaşımları, hastanın ağrısına duyarlı bir şekilde yaklaşması, hastanın özerkliğine saygı duyması ve son dönemde psikolojik destek sağlaması önemlidir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


