Amaç: Bu çalışmanın amacı, Türkiye ve Almanya’da evde bakım alanında çalışan hemşirelerin bireyselleştirilmiş bakıma ilişkin algılarını karşılaştırmaktır.
Yöntem: Tanımlayıcı ve karşılaştırmalı nitelikteki bu araştırma, Türkiye’den 34 ve Almanya’dan 30 hemşire olmak üzere toplam 64 katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Veriler, sosyodemografik bilgi formu ve Bireyselleştirilmiş Bakım Ölçeği (ICS) kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler ve bağımsız örneklem t-testi kullanılmıştır. Etik onay ilgili kurumlardan alınmış, tüm katılımcılardan bilgilendirilmiş onam sağlanmıştır.
Bulgular: Türkiye’deki hemşirelerin %55,9’u kadın ve tamamı tam zamanlı çalışırken, Almanya’daki hemşirelerin %73,3’ü kadın ve %66,7’si yarı zamanlı çalışmaktadır. Evde bakım alanındaki ortalama çalışma süresi Türkiye’de 2,79 ± 1,93 yıl, Almanya’da ise 7,00 ± 6,86 yıldır. Etik sorunlar, Türk hemşirelerin %44,1’i tarafından “ara sıra”, %26,5’i tarafından “sıklıkla” bildirilirken; Alman hemşirelerde bu oranlar sırasıyla %26,7 ve %36,7’dir.
Bireyselleştirilmiş bakım algısı açısından, “hastaların bireyselliğini destekleme” alt boyutu Türkiye’de 3,96 ± 1,07, Almanya’da 3,93 ± 1,09; “bakımı bireyselleştirme” alt boyutu ise sırasıyla 4,15 ± 1,09 ve 3,95 ± 1,07 olarak bulunmuştur. Her iki alt boyutta da gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmamıştır (p > .05).
Sonuç: Bulgular, her iki ülkede de evde bakım hemşirelerinin bireyselleştirilmiş bakım yeterliklerini geliştirmek için eğitimsel ve politik düzeyde girişimlere ihtiyaç duyulduğunu göstermektedir.
Objective: The aim of this study was to compare the perceptions of individualized care among nurses working in home care settings in Turkey and Germany.
Methods: This comparative descriptive study was conducted with a total of 64 participants, including 34 nurses from Turkey and 30 nurses from Germany. Data were collected using a sociodemographic information form and the Individualized Care Scale (ICS). Descriptive statistics and independent samples t-tests were used for data analysis. Ethical approval was obtained from the relevant institutions, and informed consent was secured from all participants.
Results: In Turkey, 55.9% of nurses were female and all were employed full-time; in Germany, 73.3% were female and 66.7% worked part-time. The mean years of experience in home care were 2.79 ± 1.93 in Turkey and 7.00 ± 6.86 in Germany. Ethical issues were reported “occasionally” by 44.1% and “frequently” by 26.5% of Turkish nurses, compared to 26.7% and 36.7% of German nurses, respectively.
In terms of individualized care perceptions, the subscale supporting patient individuality scored 3.96 ± 1.07 in Turkey and 3.93 ± 1.09 in Germany, while individualization of care scored 4.15 ± 1.09 and 3.95 ± 1.07, respectively. No statistically significant differences were found between the two groups in either subscale (p > .05).
Conclusion: The findings highlight the need for educational and policy-level interventions to enhance individualized care competencies among home care nurses in both countries.