Giriş/Amaç: Palyatif bakım, yaşamı tehdit eden hastalıklara sahip bireyler ve ailelerinin yaşam kalitesini artırmayı amaçlayan bütüncül bir sağlık hizmetidir. Ağrı ve diğer semptomların erken tanılanması ve yönetimini hedefleyen bu yaklaşım; fiziksel, psikolojik, sosyal ve spiritüel boyutları kapsamaktadır. Başlangıçta yalnızca kanser tanılı hastalara yönelik olarak geliştirilen palyatif bakım, günümüzde tüm kronik hastalıkları kapsayacak şekilde genişletilmiştir. Sarkopeni, yaşlanma ile birlikte kas kütlesi, kas gücü ve fiziksel performansta ilerleyici azalma ile karakterize edilen, yaşam kalitesini olumsuz etkileyen bir geriatrik sendromdur. Primer ve sekonder olarak sınıflandırılan sarkopenide, erken tanı ve multidisipliner yaklaşımlar düşme, fraktür ve mortalite riskinin azaltılmasına katkı sağlamaktadır. Direnç ve denge egzersizleri ile protein ve D vitamini desteği temel korunma ve tedavi stratejileri arasında yer almaktadır. Bu geleneksel derleme ile palyatif bakım hastalarında sarkopeni farkındalığını artırmayı ve hemşirelik girişimlerinin fonksiyonel kapasiteyi destekleyerek yaşam kalitesini geliştirmedeki rolünü vurgulamak amaçlanmaktadır.
Sonuç: Palyatif bakım, semptom kontrolünün yanı sıra hastanın fiziksel bütünlüğünü ve bağımsızlığını korumayı da hedeflemektedir. Sarkopeni, palyatif hastalarda fonksiyonel kaybı hızlandıran ve mortaliteyi artıran önemli bir risk faktörü olarak değerlendirilmektedir. Bu derleme, sarkopeni yönetiminin palyatif bakımın temel bileşenlerinden biri olması gerektiğini ortaya koymaktadır. Hemşireler, tarama araçları ve bireyselleştirilmiş egzersiz ile beslenme girişimleriyle bu sürecin merkezinde yer alabilir. Bu bağlamda, palyatif bakımda sarkopeni farkındalığının artırılması ve kanıta dayalı hemşirelik protokollerinin geliştirilmesi öncelikli bir gereklilik olarak görülmektedir.
Background/Objective: Palliative care is a holistic healthcare service aimed at improving the quality of life for individuals with life-threatening illnesses and their families. This approach, which focuses on the early identification and management of pain and other symptoms, encompasses physical, psychological, social, and spiritual dimensions. Originally developed exclusively for patients diagnosed with cancer, palliative care has since been expanded to include all chronic illnesses. Sarcopenia is a geriatric syndrome characterized by a progressive decline in muscle mass, muscle strength, and physical performance associated with aging, which negatively affects quality of life. In sarcopenia, which is classified as primary and secondary, early diagnosis and multidisciplinary approaches contribute to reducing the risks of falls, fractures, and mortality. Resistance and balance exercises, along with protein and vitamin D supplementation, are among the fundamental prevention and treatment strategies. The aim of this traditional review is to raise awareness of sarcopenia among palliative care patients and to highlight the role of nursing interventions in improving quality of life by supporting functional capacity.
Conclusion: Palliative care should aim to preserve the patient's physical integrity and independence in addition to symptom control. Sarcopenia is considered an important risk factor that accelerates functional decline and increases mortality in palliative care patients. This review demonstrates that sarcopenia management should be regarded as one of the fundamental components of palliative care. Nurses can play a central role in this process through the use of screening tools and individualized exercise and nutritional interventions. In this context, increasing awareness of sarcopenia in palliative care and developing evidence-based nursing protocols are considered priority requirements.
Palliative care; sarcopenia; nursing; nursing care.